Ayşegül

Sadece Ayşegül
Sevgili okur, sevgili arkadaşım, sevgili ziyaretçim mi denir? Bilemedim :) Ama her kimsen ve buradaysan, hoş geldin :)
Efenim, ben Ayşegül. Sadece Ayşegül. Bu bloğu açmaya neden karar verdim, ondan bahsedeyim. Öncelikle sayfanın isminden başlayayım anlatmaya. Bu ismin hikâyesini dostlarım bilir :)
Yaşım 18, başımda kavak yelleri o yıllarda… Eskiden, yani yaşımı düşünecek olursak epeyce bir eskiden :) Kadıköy otobüs durakları, Şehremaneti Kadıköy Dairesi Binası’nın hemen yan tarafındaki caddedeydi. Bilenler bilir.
Okul dönüşü otobüs durağında beklerken, hemen ön sırada duran bir öğrencinin elindeki ödevin kapağına gözüm takıldı. Ödevin adını Paşa Gönlümün İdeolojisi diye okudum ve döndüm. Bir saniye, yahu böyle bir ödev adı mı olur, deyip tekrar baktım. Meğerse Bursa Güneyi’nin Kısa Bir Jeolojisi yazıyormuş :)))
Artık paşa gönlüm nasıl bir sıkışmışlık içindeyse o dönem, bilinçaltım ayyuka çıkmış :) Dedim ya, başımda kavak yelleri ama çok ideolojik yeller; bildiğiniz gibi değil. Tüm yaralarıma inat, hep iyileştirmek, derman olmak ve düzeltmek üzerine idealler peşindeyim o yıllarda.
İnanıyorduk yahu biz; ve laf aramızda, hâlâ inanıyorum. Güzelleştirmek devrimdi bizim için… Ta ki hayat, ışığınızı dayattıklarıyla elinizden alana kadar.
Özetle, bloğumun isminin hikâyesi budur. Yazıyorum evet, ama iddiasız; kendimce, kendim için, iyileşmek için. İnsan, tek başına olmaktan keyif alma duygusunun; iyileşme ihtiyacından ve var olma mücadelesinden doğduğunu çok geç anlıyor. Ve bu iyileşme ihtiyacı, beraberinde kalem kâğıtla başlayan yarenliğin, yoldaşlığın ilk adımı oldu benim için…