Şiirler...
- 15 Oca
- 3 dakikada okunur

Yüreğimin en tanıdık yerinde kanıyor sensizliğim,
İçimde yanan ateşe inat üşüyorum,
Kara kış gibi sessiz ve soğuk susuşların...
.........................................................................
Sana güzelim,
Sana çiçek,
Sana aşk,
Sana özlem,
Sana hasret,
Bugünden değil,
Ve yarından uzak,
Geçmişimden yadigâr,
Kadim,
Derin,
Ansız,
Aşina,
Sanki yüzyıllar ötesinden...
.............................................................................................
Adını yazdım bir kağıda,
Sen diye sarıldım, umutla sardım avucumda
Kim bilir belki kırdığım kalbin olur tamir ederim,
Kim bilir belki bir mucize olur kavuşuruz sabaha...
.............................................................................................
Yol üstündeki söğüdün yaprakları sararıp dökülmeye başlamış,
Tıpkı benim söğüdümün yaprakları gibi...
Mutsuz musun? dedim.
Hayır ilkbaharı bilirken nasıl mutsuz olurum ki? dedi.
İlkbahar hem senin hem de dallarının altındaki hüzünlü kuşların için yeniden gelecek,
Yine şakıyacaklar mutlulukla...
.............................................................................................
Dağ mısın taş mısın?
Etten değil misin kemikten?
Yıkılmaz mısın çözülmez misin?
Sessiz midir hep çığlıkların?
Sadece söylediklerini mi duyarım sanırsın?
Ben sustuklarına talibim,
Yitirdiklerine ve,
Her sustuğunda eksilişlerine,
Sabırla beklememse istediğin beklerim,
Görülmediğinde görmemse istediğin görürüm,
Git desen de kalırım,
Ben kaldığım yerde,
Senin sessizliğinde can bulurum...
.............................................................................................
Nasıl da şımarıkça bir mutluluk sebebi var olduğunu bilmek,
Çocukça bir coşkuyla,
Karnımda uçuşan kelebeklerin kanat çırpışı.
İyi olmalısın sen çok iyi olmalısın,
Sağlıkla var olmalısın ve mutlulukla...
.............................................................................................
Bilir mi yalancı dünyanın yalancı insanları?
Sana olan sevgimin yalan dünya kaygılarından öte olduğunu,
Nereden bilecekler seni düşlediğimde gelen yağmur kokusunu,
Hiç yıldızlardan yorgan yapıp uyumuşlar mı ki, bilsinler sana olan sevgimin saflığını,
Şair "Yanındakiyle yaşar aklındakiyle ölürsün" demiş.
Sarı mimoza ağacının altında aklımdakiyle son bulacak bir yaşamı anlarlar mı ki?...
.............................................................................................
Nasıl bir yürek,
Nasıl bir sevmek,
Nasıl bir yok olmak,
Dünyayı durdurmak nefesin kesilircesine,
Nasıl bir acı,
Nasıl bir keder,
Sen gibi inanmak,
Sen gibi olmadığını anlamak...
Her defasında eksilmek,
Ve yitip gitmek,
Bir söğüdün dallarına mı sığınırsın?
Bir buluta mı gizlenirsin?
Yağmura karışır bir çiçekle yeniden mi doğarsın?
Nasıl biter ki bu acı?
.............................................................................................
Bir söğüt ağacı gördüm huzurlu yalnızlığıyla kendi başına,
Sımsıkı sarıldım heybetli gövdesine,
Uzattı dallarını sardı bedenimi şefkatle,
Her bir yaprağında başka bir hikaye fısıldadı kulağıma,
Ben çaresiz sevdamı anlattım o amansız yalnızlığını,
O gidemeyişine ağladı ben kalamayışıma...
.............................................................................................
Ressam olsam pamuklara sarar çizerdim,
Şair olsam ipek şaldan kelimelerle bezetirdim,
Ve en kırgın yerinden severdim seni,
Huzurlu sonsuzluğunda akan su olsan,
Yıkardım bentleri,
Sessiz ulu bir çınar olsan,
Vatan bilirdim gölgeni,
Ve en kırgın yerinden severdim seni...
.............................................................................................
Tüm o sesler,
Öylesine çirkin öylesine çığırtkan,
İçimde dışımda her yerde.
İçimdeki boşluğun uğultusunda senin sessizliğin...
Sessiz hikayelerin
Sonsuz ve huzurlu,
Ve yüzümde bir tebessüm sessizliğin...
.............................................................................................
Kirli bir camın arkasından dünyaya bakmak gibi seni sevmek
Camın ötesi berrak, güzel
Ve ben camın arkasındayım...
.............................................................................................
Duvarına çarpmak her defasında can yakıcı...
Göz açmakla kapamak arasında ruhumda hep sen...
Gidemeyişime inat gidişini izlemek...
Sonu yok ucu bucağı yok bu hüznün,
Gitmek lazım belki de aşkı ateşlere teslim etmek lazım,
Belki de...
.............................................................................................
Kalbimi bıraktığım andayım,
Can acısındayım,
Kalp sızısındayım,
Göz yaşındayım,
Ah mı etsem daha mı çok sevsem?
Nefesindeki mutluluk,
Yokluğundaki hüzün,
Bir anlık can yangını değil bu,
Sonsuz sızıya mahkûmiyet,
Yandıkça daha çok sevmek,
Sevdikçe daha çok yanmak,
Her gün ölmek,
Ve yangının küllerinden her gün yeniden doğmak,
Çok zor yok olanı var etmek
Ve var olanı yok saymak...
.............................................................................................
Biz zamansızız...
Biz zamansızların zaman çıkmazı acı verir ruhlarına,
Bırakmak isteriz önünü arkasını...
Anda yaşamak o anda zamansız Kadıköy de bir arka sokakta.
Ne geçmiş ne gelecek sadece o an...
.............................................................................................
Gitsek uzansak bilmediğimiz diyarlara,
Hani kalbin içine sığmaz ya?
İşte o histir çağırır uzaklara,
Ruhun acı çeker ten kafesinde,
Bir yasemin kokusu burnunun ucunda,
Limon çiçeği hanımeli hülyalarında...
.............................................................................................
Oysaki biliyorum en kırgın olduğun yerlerini benimle paylaştığını...
Ve en kırgın olduğum yerleri seninle paylaştığım için en çok da sana kırılıyorum...
Gitmeni istemiyorum ama kalmalarınla ne yaparım onu da bilmiyorum.
.............................................................................................
Doğru ile yanlışın ötesinde bir yerde seninleyim,
Benim diye taşıdığın bedenin benim diğer yarım ,
Öyle eksik, öyle boşlukta, öyle sonsuzlukta havada asılı kaldım...
.............................................................................................
Yağmur olup yağmış mısındır yüzüme?
Rüzgar olup geçmiş misindir saçlarımdan?
Ateş olup yüreğimi yakmış mısındır?
Yıldız olup dileğim olmuş musundur?
Aşk olmuşsun özlem olmuşsun,
Ve çaresizliğim...
.............................................................................................
12 Şubat 2024... Oğlum Mete'nin sözü :)
''Kazanmanın tersi kaybetmek zannedilir. Oysa ki kazanmanın tersi vazgeçmektir. Çünkü insan kaybede kaybede kazanabilir...''



Yorumlar