Dağıldığın Yerde...
Her şeyini güvenin verdiği rahatlıkla dağıtır insan. Bir gün hiç gitmeyecek, hiç bitmeyecek gibi. Ve oraya, kendi yüklediğin manadan vurulursun.
Toplanma vakti geldiğinde, onca dağılmışlığı eksilmeden, kaybetmeden toparlayabilir misin? Gitmek en çok da o anda zor gelir. Oysaki ruhun çoktan gitmişti, bilirsin.
Dağıldığın yerde bildiğin kayıpları bulmaya çalışırsın bir süre. Ya bilmediğin kayıplar?
Eksilmeden gitmek mümkün mü, çoğalarak kalmadığın yerden?
Ne zor imiş sahipsizliğin yalnızlığı,
öksüz kalmak ne zor imiş.
Ne zor imiş elinde kalanın ve nereye koyacağını bilemediklerinin çaresizliği.
Bırakmaya kıyamamak ne zor imiş.
Susmak ne zor imiş.
Ne zor imiş elle tutamadıklarına, gözle göremediklerine esir olmak.
Nereye gideceğini bilememek ne zor imiş.
Kalbine, aklına, bedenine sığamamak ne zor imiş.
Ne zor imiş taşmak, yıkmak isterken kalakalmak.
Aşk olsun susana, susturana.
Susturduğu yerde çaresiz, kör kuyularda bırakana...



Yorumlar