Vazgeçmek...
- 10 Mar
- 1 dakikada okunur
İnsan, vazgeçebildiği kadar var olur; vazgeçebildiği kadar büyürmüş.
Her ruhun bu hayatta bir sınavı varmış. Kimi, tutuklu kaldıklarıyla; kimi de vazgeçmek zorunda bırakıldıklarıyla sınanırmış. Mazinin hüznü ile geleceğin kaygısı arasında sıkışıp kalmış ruhların acı vatanı bu dünya… Bir düş gibi tatlı ve kısa ya da bitmeyen bir kâbus gibi can yakıcı.
Kendi elimizle inşa ettiğimiz konforlu hapishanelerimizde acı çeken ruhlarımızı; gelecek hayalleri ve umutlu yarınlar yalanıyla avuturken, yaşamın iki nefes arasında bir göz kapamak kadar kısa ve çaresiz olduğunu unutuyoruz.
Biz insanoğlu hayatta öylesine kibirle ve güvenle yol alıyoruz ki kırıp döktüklerimizi, arkamızda bıraktığımız enkazları dahi görmüyor gözlerimiz. Emek vermediğimize değer de vermiyoruz. Faydası yoksa anlamı da yok sanıyoruz. Meyvesini yemediğimiz ağacı, koklayamadığımız çiçeği lüzumsuz görüyoruz.
Büyük bir açgözlülükle aldıklarımıza o kadar odaklandık ki; almadan vermenin, saf sevginin değerini unuttuk.
O vakit tüm tutuklu ruhlar için vazgeçebilmenin dayanılmaz hafifliğini dilerim. Ve hassas kalplere evvela mahsus selam eder gözlerinizden öperim…



Yorumlar